<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0">
<channel>
<title>İrfan Mektebi</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/</link>
<description>Rss Beslemesi Aciklama</description>

<item>
<title>Muvahhid kalplerin ittihadı  </title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1857</link>
<description>	‘Tevhid’i bilmek, ‘tevhid’e inanmak ve ‘tevhid’i yaşamak apayrı ama birbiriyle sımsıkı irtibatlı üç hâl, üç fazîlet.  Peki, ‘tevhid’i hayat tarzına yansıtmak ne demektir?  Yahut ‘tevhid’i yaşamak ne anlama geliyor? Tevhidi netice vermeyen iman, zayıf mıdır? Teslim ve tevekküle vesile olmayan ‘tevhid’, eksik midir?  İşte bu ve benzeri daha pek çok sorunun cevabını bu ayki “Tevhid etsin dilimiz!” başlıklı dosyamızda tahlil ettik.   </description>
</item>

<item>
<title>Bir evrimci ile münâzara</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1856</link>
<description>Canlıların evrim yoluyla oluştuğunu iddia etmenin ne kadar yanlış olduğunu mantık ölçüleriyle izah etmeye çalışacağız. Şöyle ki: </description>
</item>

<item>
<title>Allah’ın varlığının ve birliğinin delilleri</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1855</link>
<description>		Dünyamız kendi  etrafında ve güneşin etrafında çok büyük hızlarla döndüğü halde üstünde yaşayanları hiç sarsmaz. Bu hâliyle, sanki büyük bir gemi gibi, uzay boşluğu içinde milyarlarca yolcusu ile birlikte seyahat eder. Üstelik bu yolcuların besinleri dışarıdan alınarak depolanmaz. Her şey o gemi içinde yetiştirilip ikram edilir. Çok büyük bir gemiyi içinde bu şekilde yolcularıyla ve ziyafet sofraları kurulmuş bir halde görsek ne düşünürüz? Bu geminin tesadüfen, bir fırtına sonucu uçuşan maddelerin bir araya gelmesiyle oluştuğuna ve içindekilerin de her nasılsa orada kendiliklerinden ortaya çıktıklarına kimse  ihtimal verir mi?    </description>
</item>

<item>
<title>Allah’ın varlığının ve  birliğinin delilleri</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1854</link>
<description>		Dünyamız kendi  etrafında ve güneşin etrafında çok büyük hızlarla döndüğü halde üstünde yaşayanları hiç sarsmaz. Bu hâliyle, sanki büyük bir gemi gibi, uzay boşluğu içinde milyarlarca yolcusu ile birlikte seyahat eder. Üstelik bu yolcuların besinleri dışarıdan alınarak depolanmaz. Her şey o gemi içinde yetiştirilip ikram edilir. Çok büyük bir gemiyi içinde bu şekilde yolcularıyla ve ziyafet sofraları kurulmuş bir halde görsek ne düşünürüz? Bu geminin tesadüfen, bir fırtına sonucu uçuşan maddelerin bir araya gelmesiyle oluştuğuna ve içindekilerin de her nasılsa orada kendiliklerinden ortaya çıktıklarına kimse  ihtimal verir mi?    </description>
</item>

<item>
<title>Peygamber Efendimiz’in (asm) eğitim usulleri</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1853</link>
<description>		Peygamberi-miz’e (asm) bakıldığında yanlışlar karşısında şöyle diyordu “İnsanlara ne oluyor, niçin şöyle söylerler veya böyle yaparlar!” diye konuşur, davranışın kötü olduğunu hissettirir, insanı kötülemez ve insana ağır gelecek söz söylemezdi. Hatayı yapanın kişiliğine değil, yapılan yanlışı eleştirir en güzel bir şekilde düzeltme ıslah etme yoluna giderdi.    		    </description>
</item>

<item>
<title>Peygamber Efendimiz’in (asm) eğitim usulleri</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1852</link>
<description>		Peygamberi-miz’e (asm) bakıldığında yanlışlar karşısında şöyle diyordu “İnsanlara ne oluyor, niçin şöyle söylerler veya böyle yaparlar!” diye konuşur, davranışın kötü olduğunu hissettirir, insanı kötülemez ve insana ağır gelecek söz söylemezdi. Hatayı yapanın kişiliğine değil, yapılan yanlışı eleştirir en güzel bir şekilde düzeltme ıslah etme yoluna giderdi.    </description>
</item>

<item>
<title>İlim tahsilinde ezberin  yeri ve önemi </title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1851</link>
<description>		     Akılda tutulan bilginin doğruluğuna dair ‘şüphe’ yok ise bellenen bilgi ezber, şüphe var ise ezber değildir.</description>
</item>

<item>
<title>&quot;Tevhid Etsin Dilimiz&quot;</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1850</link>
<description>		    Bir insan Allah’ın varlığına inansa, fakat Allah’ın birliğini kabul etmese Müslüman sayılmaz. Mesela Hıristiyanlar Allah’a inanırlar, fakat bu birliği zedeleyen teslis inancından dolayı şirke düşmüşlerdir. Atomlardan yıldızlara kadar bütün her yerde görülen harikulade düzen, intizam, bu kâinatı idare eden Allah’ın birliğini açık bir şekilde göstermektedir. Çünkü çok eller bir işe karışsa, o iş karışır. Bir memlekette iki padişah, bir şehirde iki vali, bir köyde iki müdür bulunsa, o memleket, o şehir, o köyün her işinde bir karışıklık olur. Bu konuda bir ayet şöyledir: “Eğer yerle gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yer ve gökler bozulurdu (intizam kalmazdı).”   (Enbiyâ, 22) </description>
</item>

<item>
<title>Yeniden Bismillâh! </title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1849</link>
<description>		    62. sayımızla huzurlarınızdayız.  İlk sayımızdaki kadar heyecan ve şevk içerisindeyiz. Hâlâ yolun çok başında, marifet deryasının hâlâ kıyısındayız. Açıklara ve derinlere gitmek için ‘sefîne’mize biraz daha kuvvet, bize de biraz daha cesaret ve ustalık gerek.    Kapısında İrfan Mektebi yazan ilim meclisimizin ‘hikmet’e hizmet etmesi temennisiyle yeni yılda kapılarımızı açıyoruz… </description>
</item>

<item>
<title>Musibetin mâhiyeti</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1848</link>
<description>		    Öyle de kalb ameliyatı geçiren bir adam için vücudunun kesilmesi ve parçalanması sıhhate kavuşmak için bir rahmet sayılır. Hasta dahi bu ameliyatın sıkıntsına gönül rızasıyla katlanır. Aynen bunun gibi belalar ve musibetler, günahkâr mü’minlere âhiret hayatının sıhhati için birer ameliyat ve tedâvidir. O ebedî sıhhat ve âfiyet için acılara sabretmek gerekir. Zâten belaları ibâdet hâline getiren sabır ve şükürdür.</description>
</item>

<item>
<title>Think tanklar ve İslâm âleminin geleceği</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1847</link>
<description>		   Üstadın “şahs-ı mânevî” dediği şey, bu gün “tüzel kişilik” olarak bilinen şirketler, kurumlardır. Yani kendi bünyesinde iş bölümü yapıp organik bir bütünlük sağlayan kurumlar şahs-ı mânevîdir.  </description>
</item>

<item>
<title>Think tanklar ve İslâm âleminin geleceği</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1846</link>
<description>		Üstadın “şahs-ı mânevî” dediği şey, bu gün “tüzel kişilik” olarak bilinen şirketler, kurumlardır. Yani kendi bünyesinde iş bölümü yapıp organik bir bütünlük sağlayan kurumlar şahs-ı mânevîdir.     </description>
</item>

<item>
<title>Think tanklar ve İslâm   âleminin geleceği</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1845</link>
<description>	Üstadın “şahs-ı mânevî” dediği şey, bu gün “tüzel kişilik” olarak bilinen şirketler, kurumlardır. Yani kendi bünyesinde iş bölümü yapıp organik bir bütünlük sağlayan kurumlar şahs-ı mânevîdir. 	    </description>
</item>

<item>
<title>Balkanlar alâka bekliyor Adnan İsmaili: “Balkan  Müslümanlar Birliği kurulmalı!”</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1844</link>
<description>		    Arnavutluk, yapacağımız çalışmaların hedefi olarak kalmalıdır. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB)’nin bir sonraki toplantısını Arnavutluk’ta yapmayı teklif ediyorum. Bu fırsatla orada, Arnavutluk Müslümanların kimliği konusunu ele alacağımız bir bilimsel konferans da tertip edebiliriz. Özellikle önümüzdeki yılın Osmanlı imparatorluğunun Balkanlardan çekilmesinin 100. yılına denk gelmesi, Arnavutluktaki toplumsal ve bilimsel hayatın çok farklı yönleri hakkında fikir alış verişinde bulunmamızı teşvik edecektir.		    </description>
</item>

<item>
<title>Balkanlar alâka bekliyor <br>Adnan İsmaili: “Balkan Müslümanlar <br>Birliği kurulmalı!”</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1843</link>
<description>		    Arnavutluk, yapacağımız çalışmaların hedefi olarak kalmalıdır. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB)’nin bir sonraki toplantısını Arnavutluk’ta yapmayı teklif ediyorum. Bu fırsatla orada, Arnavutluk Müslümanların kimliği konusunu ele alacağımız bir bilimsel konferans da tertip edebiliriz. Özellikle önümüzdeki yılın Osmanlı imparatorluğunun Balkanlardan çekilmesinin 100. yılına denk gelmesi, Arnavutluktaki toplumsal ve bilimsel hayatın çok farklı yönleri hakkında fikir alış verişinde bulunmamızı teşvik edecektir.</description>
</item>

<item>
<title>Hicret, Muharrem ve Aşure Mesajı </title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1842</link>
<description>		    Sevgili Peygamberimiz'in Mekke’den Medine’ye hicretinin gerçekleştiği ve rahmet peygamberinin “Allah’ın ayı” olarak nitelendirdiği Muharrem ayını idrak etmiş bulunuyoruz. Bu ayın İslâm dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar ve bereketler getirmesini niyaz ediyorum. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicret, tarih başı olarak kabul edilmiş ve o günden itibaren İslâm âleminde 1 Muharrem hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul görmüştür. </description>
</item>

<item>
<title>Haremlik - Selamlık</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1841</link>
<description>		    Resûlullah (sav)'ın zevceleri müminlerin anneleri olduğu halde yabancı erkeklerle bir arada bulunmamaları, onlardan bir şey isteneceği zaman perde arkasından istenmesi, diğer mü’min kadınların da yabancı erkeklerle bir arada bulunmalarının, onlarla konuşmalarının caiz olmadığına delâlet eder. </description>
</item>

<item>
<title>Depremlerin mânevî cephesi</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1840</link>
<description>		    Van ve Erciş’te yaşanan ve pek çok can ve mal kaybına sebeb olan 7.2 büyüklüğündeki büyük deprem,  yalnız o bölgeyi değil, bütün memleketimizi de ciddi bir şekilde sarstı. Günlerdir yayınlanan haberler ve devam eden artçı depremler, insanların ruh dünyasında bir kez daha derin tesirler bıraktı. Bundan on iki sene önce yaşanan büyük Marmara depreminde açılmış olan yaralar tazelendi. Ölenlere Allah’tan rahmet ve geride kalan musibetzedelere sabır ve Rabbimizden teselliler diliyoruz.  </description>
</item>

<item>
<title>Fethin 1300. yılında Endülüs… </title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1839</link>
<description>		    Büyük İslâm komutanı Tarık bin Ziyad, İspanya yolunda, rüyasında, Peygamber Efendimiz (asm) ve silahlarını kuşanmış Ensar ve Muhacir’den bir grup sahabeyi görür ve “Ey Tarık! Yoluna devam et!” müjdesiyle, İspanya’nın fethi ile alakalı niyeti, cesaret ve azimle birleşir ve sadece Müslümanların değil, tüm dünyanın rengini ve tarihini değiştirecek fetihleriyle (711) büyük bir medeniyetin kapılarının açılmasına vesile olur. </description>
</item>

<item>
<title>“Avrupa’nın en büyük üstadı: Endülüs”</title>
<link>http://www.irfanmektebi.com/YaziDetay.php?YaziId=1838</link>
<description>		    İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin organize ettiği Uluslararası Endülüs Sempozyumu 19 Kasım Cumartesi günü Eyüp-Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleşti. 2 oturum şeklinde gerçekleşen sempozyuma farklı ülkelerden birçok kişi katıldı. İslâm Dünyası’nın en meşhur komutanlarından Tarık bin Ziyad’ın fethettiği ve İslâm kültürünü yerleştirdiği Endülüs’ün, farklı açılardan ele alındığı sempozyuma Başbakan Başdanışmanı İbrahim Kalın konuşmacı olarak katıldı. 		    		    </description>
</item>

</channel>
</rss>
